Victor Hugo’nun 1869 yılında yayımlanan “Gülen Adam” (L’Homme qui rit) adlı eseri, yazarın Sefiller veya Notre Dame’ın Kamburu kadar popüler olmasa da, edebi derinliği ve toplumsal eleştirisi bakımından en keskin romanlarından biridir. Hugo, bu eseri “ruhunun başyapıtı” olarak tanımlamıştır.
Kitap, 17. yüzyıl İngiltere’sinde geçer ve aristokrasinin çürümüşlüğü ile halkın sefaletini, yüzü kalıcı bir gülümseme şeklinde deforme edilmiş bir adamın trajedisi üzerinden anlatır.
İşte kitabın detaylı analizi, özeti ve dikkat etmen gereken alt metinler:
1. Hikayenin Özeti
Roman, korkunç bir fırtına gecesinde başlar. Çocuk ticareti yapan ve çocukları deforme ederek sirklerde çalıştıran Comprachicos (Çocuk tacirleri) çetesi, küçük bir çocuğu İngiltere kıyılarında terk edip kaçar. Bu çocuk Gwynplaine‘dir.
- Kurtuluş ve Aile: Gwynplaine, karda donmak üzereyken kör bir bebek bulur (Dea) ve onu da yanına alır. Sığınacak bir yer ararken, Ursus adında filozof bir şovmen ve onun evcil kurdu Homo ile karşılaşır. Ursus, bu iki çocuğu büyütür.
- “Gülen Adam”: Gwynplaine büyüdüğünde, yüzündeki ameliyatla oluşturulmuş kalıcı gülümseme nedeniyle panayırlarda “Gülen Adam” olarak ünlenir. İnsanlar onun bu korkunç maskesine gülerken, o içindeki acıyı saklar. Gwynplaine ve kör olduğu için onun çirkinliğini görmeyen, sadece ruhunu seven Dea arasında derin, ruhani bir aşk başlar.
- Asilzade Kimliği: Olaylar geliştikçe Gwynplaine’in aslında bir soylu (Lord Clancharlie’nin oğlu) olduğu ve Kral’ın emriyle çocukken kaçırılıp bu hale getirildiği ortaya çıkar. Birdenbire sefaletten İngiliz Lordlar Kamarası’na (House of Lords) yükselir.
- Lordlar Kamarası Konuşması: Gwynplaine, mecliste halkın acılarını anlatan sarsıcı bir konuşma yapar. Ancak yüzündeki “gülümseme” nedeniyle ciddiye alınmaz; soylular onun acı dolu sözlerine kahkahalarla karşılık verir.
- Trajik Son: Bu aşağılanma sonrası soylu unvanını reddeden Gwynplaine, gerçek ailesi bildiği Ursus ve Dea’ya dönmeye çalışır. Ancak Dea’nın kalbi bu karmaşaya dayanamaz ve ölür. Gwynplaine de onun ardından sulara gömülerek intihar eder.
2. Kilit Karakterler
- Gwynplaine: Toplumun hem kurbanı hem de aynasıdır. Yüzündeki gülümseme, aristokrasinin halka zorla giydirdiği bir maskeyi temsil eder.
- Dea: Latince “Tanrıça” anlamına gelir. Fiziksel olarak kördür ama ruhsal gözü açıktır. Gwynplaine’in içindeki güzelliği gören tek kişidir.
- Ursus: Latince “Ayı” demektir. Dışarıdan kaba ve mizantrop (insan sevmeyen) görünse de, altın gibi bir kalbi vardır. Hugo’nun felsefi sesi gibidir.
- Düşes Josiana: Gwynplaine’e cinsel bir arzu duyan, hem soylu hem de ahlaken yozlaşmış bir karakterdir. Dea’nın saf aşkının tam zıttı olan bedensel ve bencil aşkı temsil eder.
3. Derin Analiz ve Gözden Kaçabilecek Noktalar
Senin için özellikle gözden kaçma ihtimali olan ve eserin felsefi omurgasını oluşturan şu analiz noktalarını derledim:
A. “Grotesk” ve “Yüce” Olanın Zıtlığı
Hugo, Notre Dame’ın Kamburu‘nda Quasimodo ile yaptığını burada Gwynplaine ile zirveye taşır. Yazar, “güzel” olanın tekdüze olduğunu, ancak “çirkin” (grotesk) olanın çok daha fazla karakter ve derinlik barındırdığını savunur.
- Analiz Önerisi: Gwynplaine’in yüzü (Grotesk) ile Dea’nın ruhu (Yüce) arasındaki ilişkiyi sadece bir aşk hikayesi olarak değil, Hugo’nun sanat teorisinin bir uygulaması olarak okumalısın.
B. Siyasi Bir Alegori Olarak “Maske”
Gwynplaine’in yüzündeki gülümseme sadece fiziksel bir deformasyon değildir; halkın acı çekerken bile efendilerini memnun etmek için takınmak zorunda olduğu zoraki mutluluğu simgeler.
- Derin Bakış: Lordlar Kamarası’ndaki sahne, kitabın en politik anıdır. Gwynplaine, “Ben sefaletim, ben halkım” diye haykırırken, yüzündeki gülümseme nedeniyle ciddiye alınmaması, iktidarın halkın gerçek sorunlarına karşı ne kadar “kör” ve “sağır” olduğunun en sert eleştirisidir.
C. Canavar Kimdir?
Kitap boyunca okuyucuya şu soru sorulur: Canavar, yüzü kesilmiş olan Gwynplaine mi, yoksa onu bu hale getiren ve sonra buna gülen “asil” toplum mu?
- Dikkat: Düşes Josiana’nın Gwynplaine’e duyduğu ilginin altında yatan “ucube sevicilik”, soylu sınıfın can sıkıntısını gidermek için halkın acılarını nasıl bir eğlence aracına dönüştürdüğünü gösterir.
4. İlginç Bir Kültürel Not
Popüler kültürdeki en ünlü kötü karakterlerden biri olan Joker (Batman), görsel ve karakteristik olarak doğrudan Victor Hugo’nun Gwynplaine karakterinden esinlenilmiştir. 1928 yapımı sessiz film uyarlamasındaki Conrad Veidt’in makyajı, Joker’in yaratımına ilham kaynağı olmuştur.
