ANATOMİK ÖZET
I. KISIM: DELİLİĞİN İNŞASI VE İLK MACERALAR (1605)
1. Alonso’dan Kişot’a Dönüşüm:
İspanya’nın kurak La Mancha bölgesinde yaşayan, 50’li yaşlarında, “hidalgo” (düşük rütbeli soylu) sınıfından Alonso Quijano, elindeki avucundaki her şeyi satıp şövalye romanları alır. Bu kitapları o kadar takıntılı bir şekilde, gece gündüz uyumadan okur ki beyni kurur ve aklını yitirir. Dünyadaki adaletsizliği sadece “gezgin şövalyelerin” çözebileceğine inanır. Paslı dede yadigarı zırhlarını giyer, kartondan bir miğfer yapar, bir deri bir kemik kalmış atına Rocinante (Önceki Beygir) adını verir. Kendine de Don Kişot der.
Ancak bir şövalyenin bir “Gönül Sultanı” olmalıdır. Komşu köydeki, domuz çobanlığı yapan, kaba saba ve güçlü kuvvetli köylü kızı Aldonza Lorenzo’yu hayalinde dünyanın en zarif prensesi Dulcinea del Toboso olarak kurgular.
2. Han ve Şövalyelik Töreni:
İlk seferine yalnız çıkar. Bir hanı “kale”, hancıyı “kale komutanı”, fahişeleri “soylu leydiler” sanar. Hancı, bu deliden kurtulmak için, gece yarısı uyduruk bir törenle onu “şövalye” ilan eder. Don Kişot, ilk eyleminde bir ağaca bağlanıp dövülen bir çocuğu (Andres) kurtardığını sanır; ancak o gittikten sonra efendisi çocuğu daha fena döver. Bu, Don Kişot’un müdahalelerinin genelde işleri daha da berbat edeceğinin ilk işaretidir.
3. Sancho Panza ile Kontrat:
Eve yara bere içinde dönen Don Kişot, ikinci sefer için yanına bir yardımcı (silahtar) bulur: Sancho Panza. Kısa, şişman, okuma yazma bilmeyen ama halk bilgeliğine sahip, karnını doyurmaktan başka derdi olmayan bir köylüdür. Don Kişot ona, fethedecekleri bir “Ada”nın Valiliğini vadeder. Sancho bu maddeci hayalle, efendisinin peşine takılır.
4. İkonik Çatışmalar (Gerçek vs. Hayal):
- Yel Değirmenleri: Don Kişot ovadaki 30-40 yel değirmenini, kolları olan devler (Briareus) sanar. Sancho’nun uyarılarına rağmen saldırır. Dönen kanat, onu ve atını metrelerce uzağa fırlatır. Açıklaması hazırdır: “Bilge Freston, zaferimi kıskandığı için devleri son anda değirmene çevirdi.”
- Koyun Sürüsü: Yolda gördüğü iki büyük koyun sürüsünü, savaşa tutuşmuş iki büyük ordu (Hıristiyan ve Müslüman orduları) sanar. “Zayıf” olan tarafı savunmak için sürüye dalar ve koyunları mızraklamaya başlar. Çobanlar onu taş yağmuruna tutar, dişleri dökülür, kaburgaları kırılır.
- Kadırga Mahkumları: Zincire vurulmuş, kürek cezasına götürülen suçluları görür. “Hiç kimse iradesi dışında zincire vurulamaz” diyerek muhafızlara saldırır ve mahkumları serbest bırakır. Ancak serbest kalan haydutlar (başta Gines de Pasamonte), Don Kişot’u soyup bir güzel döverler. İyilik, kötülükle cezalandırılır.
II. KISIM: META-ROMAN VE HÜZÜNLÜ SON (1615)
1. Karakterlerin Farkındalığı (Meta Kurgu):
İkinci kısım, ilkinden 10 yıl sonra yazılmıştır. Romanın içinde de zaman geçmiştir. Artık Don Kişot ve Sancho ünlüdür; çünkü herkes onların “Birinci Kitabını” okumuştur. Karşılaştıkları insanlar onları tanır ve delilikleriyle bilinçli olarak eğlenirler. Dünya artık daha zalimdir.
2. Sancho’nun Kurnazlığı (Dulcinea Yalanı):
Don Kişot, sevgilisi Dulcinea’yı görmek için Toboso köyüne gitmek ister. Dulcinea’nın aslında kim olduğunu bilen Sancho, efendisini kandırmak için yoldan geçen çirkin bir köylü kızını gösterip “İşte prensesiniz Dulcinea! Ama büyücüler onu çirkin bir köylü kılığına sokmuş!” der. Don Kişot buna inanır ve kahrolur. Rollerin değişimi başlar: Sancho hayal kurmaya (yalanla), Don Kişot acı gerçekle (gördüğü çirkinlik) yüzleşmeye başlar.
3. Dük ve Düşes’in Zalim Tiyatrosu:
Zengin bir Dük ve Düşes, ikiliyi şatolarına davet eder. Amaçları onlara saygı duymak değil, canlı bir sirk hayvanı gibi onlarla eğlenmektir.
- Barataria Adası Valiliği: Dük, Sancho’ya şaka olsun diye bir köyün (Barataria) yönetimini verir. “Vali” olan Sancho, herkesi şaşırtarak muazzam bir adalet ve bilgelik sergiler (Süleyman vari kararlar verir). Ancak sonunda, valiliğin getirdiği entrika, açlık ve sorumluluktan bıkarak, “Ben valilik için doğmamışım” der ve makamı bırakıp eşeğine döner.
4. Aslanlar ve Mağara:
Don Kişot, kafeste taşınan kraliyet aslanlarına meydan okur. Kafesi açtırır. Aslan, Don Kişot’a şöyle bir bakar, esner ve arkasını dönüp yatar. Don Kişot bunu “korkusuzluğunun zaferi” olarak yorumlar. Daha sonra Montesinos Mağarası’na iner ve orada gördüğü (veya uydurduğu) fantastik rüyaları anlatır. Artık kendi hayallerine kendi de şüpheyle yaklaşmaktadır.
5. Beyaz Ay Şövalyesi ve Eve Dönüş:
Don Kişot’un köylüsü, üniversite öğrencisi Sampson Carrasco, onu iyileştirmek (eve döndürmek) için plan yapar. Önce “Aynalar Şövalyesi” olarak karşısına çıkar ama yenilir (şaka kaka olur). Sonra daha iyi hazırlanıp “Beyaz Ay Şövalyesi” kılığında Barselona sahilinde Don Kişot’un karşısına çıkar.
Düelloyu Carrasco kazanır. Mızrağını Don Kişot’un boğazına dayar. Don Kişot, “Dulcinea dünyanın en güzel kadınıdır, ben de şövalyelerin en talihsiziyim. Öldür beni” der. Carrasco öldürmez, tek bir şart koşar: “Silahlarını bırakacak ve bir yıl boyunca köyüne dönüp şövalyeliği bırakacaksın.”
Onuru kırılan, ruhu ezilen Don Kişot, başı önde evine döner.
6. Final: Akıllanma ve Ölüm:
Köye dönen Alonso Quijano, derin bir melankoliye ve ateşli hastalığa yakalanır. Ölüm döşeğinde aniden uyanır. Gözlerindeki perde kalkmıştır. “Ben artık Don Kişot değilim, ben Alonso Quijano’yum. O lanet şövalye kitaplarından nefret ediyorum” der.
Sancho ağlayarak yatağının başına gelir: “Efendim, ne olur ölmeyin! Kalkın, çoban kılığına girip kırlara çıkalım. Asıl delilik şimdi yaptığınızdır, yani pes etmektir!”
Ama Don Kişot, aklı başında, hüzünlü ve “normal” bir adam olarak ölür. Cervantes şu mesajı verir: İdealizm (delilik) insanı hayatta tutan ateştir; katı gerçeklik (akıllanma) ise ölümü getirir.
